Hırsızlık Suçu ve Cezası

Hırsızlık Suçu ve Cezası (TCK 141 – 142)

Hırsızlık suçu, TCK m. 141/1’deki düzenleme uyarınca “failin, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait bir taşınır malı kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alınması” şeklinde tanımlanması mümkündür. Yasa koyucu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının onuncu bölümünde, “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında 141 ile 147. maddelerde hırsızlık suçunu tanımlamış, bu suçun unsurlarını, nitelikli hallerini, cezaya tesir eden sebepler ile özel bir takım konuları düzenlemiştir. Böylece, 1982 Anayasası’nın 35. maddesi ile kişi hak ve hürriyetleri kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkının, malı kullanma hakkının, geniş bir ifadeyle malvarlığı üzerindeki hakların “hukuki yarar” sayılıp korunması amaçlanmıştır.1

Nitelikli hırsızlık suçu ise, taşınır bir malın kilitlenmek suretiyle veyahut bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya olması, özellikli işleve sahip olması, özel yetenekle alınması, kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan veyahut kamu faydasına veya hizmetine tahsis edilen eşya olması gibi nedenlerle oluşan daha ağır hukuki ihlallerdir.

TCK 141/1 suçun temel biçimini, TCK m.142 ve 143 ise hırsızlık suçunun nitelikli halini düzenlemekte, TCK m. 144 ve 146 ise cezanın indirilmesini gerektiren hallere yer vermektedir. Malın değerinin azlığı ise hırsızlık suçunda cezada indirim veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin düzenleme getirmiştir. (TCK 145) Yine zorunluluk hali özel olarak düzenlenmiş TCK 147. maddesinde yer almıştır.

Hırsızlık Suçu Nasıl Oluşur?

Hırsızlık suçunun maddi unsurunu oluşturan hareket malın bulunduğu yerden alınmasıdır. Bu durumda, hırsızlık sırf hareket suçudur. Malı bulunduğu yerden almak, başkasına ait olan fiili egemenliği ortadan kaldırmak(tasarruf imkanını ortadan kaldırmak) ve kendi lehine yeni bir fiili egemenlik kurmaktır. Bir malın bulunduğu yerden alınması için icrai bir hareket gerektiğinden, hırsızlık suçu icrai bir hareketle işlenebilecek bir suç olup ihmali şekilde işlenemez. 

Hırsızlık suçunda tüm suçlarda olduğu gibi öncelikle kanun maddesinin tipikliğinin oluşması gerekir. Diğer bir ifadeyle kanun maddesindeki unsurların her birinin gerçekleşmesi suçun tamamlanması gerekir.  TCK m.141’de “Zilyedin Rızası Olmaksızın” ifadesi geçmektedir. Zilyet malikten daha geniş bir kapsam içermekte olup, suç eşyası üzerinde malik olmayan kişiden dahi rıza dışı eşyanın alınması bu suça vücut verecektir. Zilyet(elinde bulunduran) ile malik(eşyanın asıl sahibi/mülk sahibi) arasındaki irade çakışmalarında malikin iradesine üstünlük tanınması gerekir. Prof. Dr. Durmuş TEZCAN da bu görüştedir. Hava, su, vahşi hayvanlar gibi sahipsiz mallar ya da üzerinde mülkiyet kurulabilecek malların sahibi tarafından terk edilmiş olması durumunda bu mallar hırsızlık suçunun maddi konusunu oluşturamaz.2 Sahibinin iradi olarak terk ettiği mallar da hırsızlık suçunun maddi konusunu oluşturmaz.

Hırsızlık suçu ancak taşınabilir mallar üzerinde işlenebilir. Örneğin, otomobil, buzdolabı, cüzdan vb. gibi mallar taşınır mal niteliğindedir. Diğer bir ifadeyle taşınmaz mallar (ev,iş yeri, arsa) bu suçun konusun oluşturamaz. Yasa koyucu kanun metninde açıkça zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kişinin cezalandırılacağını belirtmiştir. Malın taşınır olması medeni kanunun nitelendirmesine göre değil malın fiilen sökülüp ya da kaldırılıp götürülmeye elverişli olup olmamasına göre belirlenir. Örneğin bir binadan sökülüp götürülen pencere ya da kapı, başkasına ait bahçeden kazarak çıkarılan toprak hırsızlık suçunun konusunu oluşturabilir.Hırsızlık suçu kapsamında her türlü gemi ise taşınır mal kabul edilecektir.

Ekonomik bir değer taşıyan enerji, ancak taşınabilir mal olarak Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmesi ile enerji hırsızlıklarını cezalandırmak olanaklı hale gelmiştir. Enerji klasik anlamda her ne kadar taşınabilir mal sayılmazsa da TCK m.141/2 maddesinde yer alan düzenlemeyle ekonomik değer taşıyan her türlü enerji taşınır mal kabul edilmişse de 01.07.2012 tarihinde bu hüküm yürürlükten kaldırılmıştır. Yine nitelikli hal olarak düzenlendiği TCK 142/1-f bendinden de kaldırılmıştır. Her ne kadar özel düzenleme olarak kaldırılmış olsa da depolanmış bir enerjinin örneğin doğalgazın alınması hırsızlık suçu kapsamına girecektir. TCK 142/3 mucibinde “Sıvı veya gaz halindeki enerji” niteliğinde olduğundan ceza artırılacaktır. Buna ilişkin yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde görülecektir.

Hırsızlık Suçunun Cezası

Basit hırsızlık suçunun temel halinin işlenmesi durumda fail TCK m. 141 kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar cezalandırılır. (Asliye Ceza Mahkemesi)

Nitelikli hırsızlık suçunun cezası ise ;

TCK 142/1:

  • Kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında
  • Halkın yararlanmasına sunulmuş toplu taşıma araçlarında veya bunların duraklarında, varış veya kalkış yerlerinde
  • Afet veya genel bir felaketin etkilerini önlemek veya azaltmak amacıyla hazırlanan mal hakkında
  • Gelenek veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında

İşlenmesi durumunda, fail 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Asliye Ceza Mahkemesi)

TCK 142/2:

  1. Kişinin malını savunamayacak vaziyette olmasından veya ölmesinden istifade ederek,
  2. Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle veyahut özel maharetle,
  3. Doğal bir afetin veya sosyal olayların meydana getirdiği korku veya kargaşadan istifade ederek,
  4. Haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla veyahut diğer bir aletle kilit açmak veya kilitlenmesini engellemek suretiyle,
  5. Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle,
  6. Tanınmamak için önlem alarak veya yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak,
  7. (…) büyük veya küçük baş hayvan hakkında,
  8. Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,
İşlenmesi durumunda, 5 yıldan 10 kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  Hırsızlık suçunun, “Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle veyahut özel maharetle” beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kimseye karşı işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranına kadar artırılır. ( Asliye Ceza Mahkemesi)
Hırsızlık suçunun, sıvı veya gaz hâlindeki enerji ile ilgili ve bunların nakline, işlenmesine veya depolanmasına ait tesislerde işlenmesi halinde, 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır ve 10 bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (TCK md. 142/3)( Ağır Ceza Mahkemesi)
Hırsızlık suçunun işlenmesi neticesinde haberleşme, enerji veya demiryolu ya da havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından 2 katına kadar artırılır. (TCK md. 142/5)

Hırsızlık Suçunda Cezayı Arttıran veya Azaltan Nedenler ve Cezaları

Gece Vakti İşlenmesi:
Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranı kadar artırılır. (TCK 143/1) Gece vakti işlenmesi durumunda cezanın arttırılması öngörülmüştür. Gece vaktinden ne anlaşılması gerektiği, Kanunun 6. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, “güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam etmekte olan zaman süresi” olarak tanımlanmıştır. Bu süre zarfında işlenen hırsızlık suçunda, suçun işlenmesinin kolaylığı göz önüne alınarak artırım sebebi olarak görülmüştür.

Hırsızlık suçunun daha az cezayı gerektiren hallerini TCK 142. ve 143. maddelerde gösterilmiştir. Buna göre:

  • Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
  • Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,

İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında 2 aydan 1 yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Bu iki hal ve hırsızlık suçunun özel görünümü olan kullanım hırsızlığı dışında hırsızlık suçunun tamamında şikayet aranmaz. Yetkili merci resen soruşturma açmaya yetkilidir. Maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde; hırsızlık suçunun, paydaş ya da elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenmesi halinde takibinin şikayete bağlı olduğu ve faile uygulanacak cezanın da suçun basit ve nitelikli halleri için öngörülen cezaya göre daha az düzenlendiği görülmektedir.

Hukuki ilişkiden kaynaklanmayan, bir başka deyişle hukuki dayanağı olmayan alacak iddialarının bu hüküm kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Yasa koyucu, bu hükümle bir tür ihkakı hak düzenlemesi öngörmüştür. Bir kişinin hukuki ilişkiye dayanan alacağının olması, elbette bu alacağın tahsili amacıyla hukuka aykırı yol ve yöntemlere başvurmasına imkan tanımaz. Fail, alacağını hukuk sisteminin ortaya koyduğu meşru yol ve yöntemlerle tahsil etmek zorundadır. Bir ceza normunu ihlal ederek alacağını tahsil etmeye çalışan failin, hukuki açıdan haklı görülmesi olanaklı değildir. 4

Malın değerinin az olması TCK m.145 mucibinde verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, suçun işleniş biçimi ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu noktada yasa koyucu, malın değerindeki azlığın ne olduğuna, ceza indirim miktarı ile suçun işleniş biçimi ve özelliklerinin göz önünde bulundurulması suretiyle ceza vermekten vazgeçilmesindeki takdir yetkisini hakime bırakmıştır. Hakim, somut vakada malın değerindeki azlığı, suçun işleniş biçimini ve özelliklerini dikkate almak suretiyle karar verme yetkisine sahiptir. Malın değerindeki azlık, her somut olaya ve olayın özellikleri ile Ülke ya da bölgenin içinde bulunduğu iktisadi koşullara göre değişkenlik gösterebilirse de, bu konuda ortaya çıkan emsal yargı kararlarıyla ölçütlerin tespiti, özellikle “eşitlik” ilkesinin zedelenmemesi açısından önem arz etmektedir.4

Hırsızlık suçu uygulamada yüz kızartıcı suç olarak da bilinen memurluğa engel olan suçlardandır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/5’te sınırlı sayıda düzenlenen suçlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle mutlaka avukat yardımıyla yürütülmesi gereken suçlardan biridir.

Hırsızlık Suçu Nedeniyle Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi

Hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra kişi pişmanlık gösterebilir. Bu durumda, işlenmiş ve tamamlanmış olan suç işlenmemiş hâle artık döndürülemez. Ancak, suç tamamlandıktan sonra pişmanlık duyarak, gerçekleştirilen haksızlığın neticeleri mümkün olduğunca ortadan kaldırılabilir. Sanığın, mağdurun uğradığı zararı gidermesi koşuluyla etkin pişmanlıktan yararlanabilir. TCK m.168 kapsamında hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra kovuşturma başlamadan önce failin ve bu suça iştirak edenlerin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilir.

Etkin pişmanlık kovuşturma başlamasından sonra ancak hüküm verilmesinden önce gösterilmesi durumunda verilecek ceza yarı oranda indirilir.

Zararın giderilmesinde kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ayrıca mağdurun rızası gereklidir. Tam tanzim durumunda mağdurun rızası gerekmezken kanun koyucu TCK m. 168/4’de mağduru koruma yoluna gitmiştir.

Şikayet, Zaman aşımı ve Uzlaştırma, Ön ödeme

Hırsızlık Suçunda Şikayet:

  • Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
  • Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,

İşlenmesi halinde, şikayet üzerine kişi cezalandırılır. Bu iki hal ve hırsızlık suçunun özel görünümü olan kullanım hırsızlığı dışında hırsızlık suçunun tamamında şikayet aranmaz.

Hırsızlık Suçunda Zaman Aşımı:

Hırsızlık davasında zaman aşımı TCK 66‘ya göre belirlenecektir. 5 yıl ve altındaki hapis ve adli para cezalarında dava zaman aşımı süresi 8 yıldır. Bu sürede dava açılmazsa dava zaman aşımına uğrayacaktır.  Dava zaman aşımı süresi belirlenirken ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerde göz önüne alınır. Hırsızlık suçu nitelikli haller de göz önüne alındığında cezanın üst sınırı 5 yılı aşan hallerde 15 yıl basit hırsızlık haline ise dava zaman aşımı 8 yıldır.

12-15 arasında dava zaman aşımı süresi 1/2 oranında uygulanıp basit hırsızlık suçu için 4 yıldır. (15 yaş dahil değil)

15-18 yaş arasında dava zaman aşımı süresi 2/3 oranında uygulanıp basit hırsızlık suçu için 5 yıl 3 ay 3 gündür. ( 15 yaşını doldurmuşlar dahil)

Dava zaman aşımını kesen durumlar için TCK 67‘yi ziyaret ediniz.

Hırsızlık Suçunda Uzlaşma:

Hırsızlık suçu uzlaşmaya tabi bir suçtur. TCK Madde 253 ‘de şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda uzlaşma yoluna gidebileceği düzenlenmiştir. Basit hırsızlık suçu (TCK m. 141) uzlaşma kapsamında bulunmakla birlikte ayrıca nitelikli hırsızlık suçu ( TCK m. 142/1, 2, 3) TCK md. 167/2’de belirtilen kişiler aleyhine işlenirse uzlaştırmaya tabi olan suçlardandır. Hırsızlık suçlarında daha az cezayı gerektiren haller de uzlaşma kapsamına giren suçlar arasında yer almaktadır. (m.144/1).

Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğu taktirde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından atanan uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşı teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine(anne veya baba) yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.

Hırsızlık Suçunda Ön Ödeme:

Hırsızlık suçunun uzlaşmaya tabi bulunması sebebiyle ön ödeme kapsamında değildir. (TCK 75 /-1)

Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Kasten işlenen suçlarda (örn, hırsızlık) hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya altındaysa, hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. 1 yıl ve üzerinde kalan suçlarda kanun metninde ayrıca seçenek yaptırım olarak gösterilmediği sürece adli para cezasına çevrilemez. Basit hırsızlık suçuna bakıldığında kanun koyucunun 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası yaptırımı öngörmüştür. Bu nedenle etkin pişmanlık, sanığın yaşının küçüklüğü vb. gibi nedenlerle indirim yapılmadığı müddetçe ceza miktarı 1 yıl ve üzerinde kalacak olup adli para cezasına çevrilmesi mümkün olmayacaktır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB), sanığın 5 yıl denetim alıntında tutulması ve  hükmün bu süre boyunca hiçbir sonuç doğurmaması, sanığın bu sürede kasten bir suç işlememesi halinde hakkındaki davanın düşmesi olarak açıklanabilir. Basit veya nitelikli hırsızlık suçlarında hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür.

Sanığa isnat edilen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda mahkeme tarafından verilen ceza iki yıl veya daha az  hapis veya adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir.

HAGB kararı verilmesinin için  CMK 231/6 maddesinin (c) bendi gereğince zararın giderilmesi şarttır. Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir.

HAGB kararı verilmesi için diğer bir şart ise daha önce kasıtlı bir suç işlememiş olmaktır. Sanığın duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemece kanaate varılması gerekmektedir.

HAGB kararı verilebilmesi için HAGB’yi sanığın kabul etmesi gerekir. Sanık, hakkında HAGB kararı verilmesini istemiyorsa mahkeme tarafından HAGB uygulanamaz.

Son dönemde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazlarda itiraz merciinin; şartlara ilişkin değerlendirmenin yanı sıra, usul ve esas yönünden inceleme yaparak, her türlü hukuka aykırılıkları denetleyebileceği kabul edilmeye başlanmıştır. Özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 gün, 2012/10-534 E. ve 2013/15 K. sayılı kararı referans alınarak bu yönde bir uygulamaya gidildiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin 22.11.2017 tarih, 2017/2715 E. ve 2017/13518 K. sayılı kararında;

“İnceleme konusu somut olayda; sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması mahkeme kararına, suçun oluşmaması ve çelişki oluşturması nedenleriyle itirazda bulunulması üzerine, itirazı inceleyen merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar usul ve Yasaya uygun olduğundan bahisle itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.

Yukarıda verilen Ceza Genel Kurulu kararında (2012/10-534 E. ve 2013/15 K.) da vurgulandığı üzere, itirazı inceleyen merciinin, hem usul ve hem esas yönünden inceleme yapılarak, her türlü hukuka aykırılıkları denetleyebileceği” belirtilmiş ve HAGB’ye yapılan itiraz incelemesinin geniş tutulmasına dair benzer bir görüşe yer verilmiştir.6

HAGB kararında itiraz ederken dikkat edilmesi gereken diğer bir hususta Aleyhe Bozma Yasağı hususudur. Aleyhe bozma yasağı ilkesinin sadece temyiz (CMK md.307/4) ve istinaf (CMK md.283) kanun yolları için açıkça düzenlenmiş olup, HAGB düzenlenmesinde buna ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Doktirinde bu durum tartışmalı olup HAGB’de Aleyhe Bozma Yasağının uygulanamayacağı görüşü olduğu gibi uygulanması gerektiğini söyleyenlerde vardır. Son dönemdeki Yargıtay kararları esas alındığında HAGB’de aleyhe bozma yasağının uygulanması gerektiğini görmekteyiz.

“….somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı aleyhine yalnızca sanık tarafından itiraz kanun yoluna başvurulduğu, bu sebeple aleyhe değiştirme (bozma) yasağı gereği ilk verilen ceza miktarından daha fazla cezaya karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi gerektiği…” (Yargıtay Kararının tamamı için tıklayınız.)

HAGB kararının memurluğa herhangi bir etkisinin olmadığını da söylemek gerekir.

Basit veya nitelikli suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.

Hırsızlık Suçu Yargıtay Kararları

Şüpheden Sanık Yararlanır Gereğince Hırsızlığın Gündüz İşlendiğinin Kabulü

Oluş ve dosya kapsamına göre de, sanığın suça konu çeki çalmayıp masanın üzerinde bulduğunu, müştekinin ise işyerini akşam saat 20.30 sıralarında kapatıp, sabah saat 08.30 sıralarında açtığını, hırsızlığı ise aynı gün saat 14.45’te farkettiğini beyan etmesi ve UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre suç tarihinde gece vaktinin saat 20.59’da başlayıp, saat 03.54’e kadar sürdüğünün anlaşılması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği hırsızlık suçunun sanık lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve gece vakti işlendiğine dair kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, sanık hakkında hükmolunan cezanın 5237 Sayılı TCK;nın 143/1. maddesiyle arttırılması. (Yargıtay 2.Ceza Dairesi Esas : 2018/2452 Karar : 2018/5149 Karar Tarihi : 25.4.2018)

Birden Fazla Mağdurun Bulunduğu Hırsızlık Suçunda Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanamayacağı

Sanık hakkında hırsızlık suçundan uygulama yapılırken; hırsızlık suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, aynı suçun aynı mağdura karşı müteaddit defa işlenmesi gerektiği, suçun mağdurunun farklı kişiler olması halinde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, buna göre sanık çaldığı cep telefonları ve eşyaların birden çok kişiye ait olduğunu biliyor veya bilebilecek durumda ise, mağdur adedince suçun oluşacağı, ancak bunu bilebilecek durumda değilse sanığın eyleminin tek suç olarak kabul edileceği, dava konusu olayda sanığın çalmış olduğu eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmadığının anlaşılması karşısında; şüpheden sanık yararlanır; ilkesi gereğince de sanık hakkında tek suçtan hüküm kurulması gerekirken hatalı nitelendirme ile zincirleme suç olarak kabul edilip yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 13.Ceza Dairesi Esas : 2016/19737 Karar : 2017/139 Karar Tarihi : 17.01.2017)

İnşaatte Gerçekleştirilen Hırsızlığın Basit Hırsızlık Olduğu

Dosya kapsamına göre, hırsızlığın yapımı devam eden inşaat halindeki binanın içerisinden gerçekleştirilmiş olması sebebiyle mahallinde keşif yapılarak, bu mümkün değil ise mağdur …;a hırsızlık olayının gerçekleştiği inşaatın suç tarihindeki durumu sorularak, inşaatın kapı ve pencerelerinin bulunup bulunmadığı, bina vasfını kazanıp kazanmadığı hususlarının tespiti ile, sonucuna göre sanık hakkında 5237 Sayılı TCK;nın 141/1. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediği tartışılmadan, bu tespit yapılamıyor ise de şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, eylemin açıktan gerçekleşen hırsızlık olarak kabulü gerektiği gözetilmeden; aynı Kanun;un 142/1-b maddesinden uygulama yapılması, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 17.Ceza Dairesi Esas : 2015/26545 Karar : 2017/15894 Karar Tarihi : 13.12.2017)

Her Türlü Şüpheden Uzak Delil Bulunmaması Nedeniyle Hırsızlık Suçundan Beraat Verilmesi Gerektiği

Sanığın atılı suçları işlemediğini savunması ve dosya içeriğine göre de, sanığın yüklenen suçları işlediğine dair cezalandırılmasını gerektirecek nitelikte her türlü kuşkudan uzak yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, aynı tarihte aynı binadaki başka bir işyerinden yapılan hırsızlık olayında sanığın parmak izinin tespit edildiği gerekçesiyle varsayıma dayalı olarak sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2.Ceza Dairesi Esas : 2012/25865 Karar : 2013/14882 Karar Tarihi : 6.6.2013)

Hırısızlık Suçunda Malın Değerinin Azlığı

Dosya kapsamına göre, suç tarihinde Kahramanmaraş 2. İcra Müdürlüğünde denetimli serbestlik tedbiri kapsamında dosya takma işlerini yapan sanığın, icra müdürlüğünde müştekinin masanın üzerinde duran çantasından 50,00 – 60,00 TL çalmış olması karşısında, suça konu paranın değerinin azlığı ile suçun işlenme şekli itibariyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır. (Yargıtay 2.Ceza Dairesi – Karar: 2018/42).

1)Hırsızlık Suçları / ŞEN

2)Şensoy, s. 45; Dönmezer, s. 309; Erem/Toroslu, s. 554; Önder, s. 290.

3)Şensoy, s. 48; Soyaslan, s. 291; Centel/Zafer/Çakmut, s. 288. 

4)Hırsızlık Suçları / ŞEN