Ziynet Eşyalarının İadesi – Tanıklarla İspat – Yargıtay Kararı

Kararda özetle : Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada tanığın gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu yoktur. O halde, tanığın sözlerine değer vermek gerekir. Buna göre davacı kadının, ziynet eşyalarının harcandığı ve iade edilmediği yönündeki iddiasını ispat ettiği anlaşılmaktadır.

3. Hukuk Dairesi         2017/14028 E.  ,  2018/3703 K.

  •  


“İçtihat Metni”

Davacı … ile davalı … aralarındaki eşya alacağı davasına dair … 4.Aile Mahkemesinden verilen 02/02/2016 günlü ve 2015/15 E.-2016/67 K. sayılı hükmün düzeltilerek onanması hakkında dairece verilen 19/04/2017 günlü ve 2016/7585 E.-2017/5747 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: 

Y A R G I T A Y K A R A R I 

Davacı, davalı ile boşandıklarını, evlilik birliği içinde davalının kaza yapması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı tazminat için ziynetlerini bozdurduğunu belirterek, 125 gr kelepçe bilezik, 10 tane beşi bir yerde, 2 metre 100 gr burmalı köstek, 100 gr 14 ayar set takımı, 30 gr 8 tane … burgusu bilezik, 7 tane 14 ayar bilezik, 60 çeyrek, 3 tane yarım altının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bedelleri olan 100.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, boşanmalarına ilişkin dosyanın henüz kesinleşmediğini, davacıya takılan takıların bedelinin 50.000 TL olduğunu, takılardan 10 tane beşi bir yerde ile 2 metrelik 100 gr burma kösteğin satılıp davacıya … plakalı aracın satın alındığını, daha sonra davacının bu aracı sattığını, davacının takıları ve eşyaları aldığını, trafik kazası nedeni ile ödemek zorunda kaldığı paranın babasına ait … ili Yıldırım ilçesi, … Mah. … Cd.mevkii 4979 ada 2 parselde kayıtlı dairenin satılarak ödendiğini ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; “davanın kabulüne bir adet 22 ayar kırma bilezik 13,250 TL, on adet beşibiryerde 34,200 TL, bir adet 18 ayar köstek 9.000 TL, bir adet 14 ayar set 8.500 TL, sekiz adet burgu bilezik 19.200 TL, yedi adet 14 ayar bilezik 8.925 TL, otuz adet çeyrek altın 4.740 TL, dört adet 14 ayar bilezik 2.720 TL değerindeki ziynet eşyalarının davalı tarafından davacıya aynen iade edilmesine, yada talepten fazlasına karar verilemeyeceğinden toplam değerleri olan 100.535,00 TL yerine 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” dair verilen kararın Dairemizin 22.09.2014 tarih ve 2014/5024 E., 2014/12273 K. ilamı ile “..Somut olayda, davalının ziynetlerin bir kısmıyla davacıya araba alındığı, karşı tarafın da, arabanın gelinin babasının vefatıyla kalan zeytinlikten gelen parayla alındığı iddia edilmiş ve mahkemece de, davacının söz konusu aracı
vefat eden babasından kalan zeytinlikten almış olduğu miras parası ile satın aldığı,davalının da kaza nedeniyle ödemek zorunda kaldığı tazminatı, evini ipotek ederek bankadan aldığı para ile ve babası tarafından ödenmiş olduğu kabul edilmiş olmakla birlikte, ileri sürülen bu hususlar tapu ve veraset kayıtlarından araştırılmamıştır. Ayrıca, talep edilmemesine karşın fotoğraf ve CD’ lerde olduğu belirtilen “dört adet 14 ayar bilezik 2.720 TL değerindeki ziynet eşyalarının” da iadesine karar verilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, dava dilekçesindeki talep dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, taleple bağlılık kuralına aykırı olarak ve hükme dayanak yapılan hususlar araştırılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma kararı üzerine, getirtilen tapu kaydı ve ipotek kaydının incelenmesi sonucu, davacının babasından mirasen kalan herhangi bir zeytinliğin satılmadığı, ayrıca davalının kaza yapması nedeniyle ödemek zorunda kaldığı tazminatın ise davalının babasının ipotek sonucu aldığı para ile bu borcu ödediği, yani altınların bozdurulması sonucu ödenmediği, ayrıca davacının altınları evlilik birliği içerisinde bozulmuş harcanmış olduğu kabul edilecek olsa da, davacının bu altınları davalıya geri iade edilmesi koşuluyla verildiğine ilişkin kesin ve inandırıcı bir delilin bulunmadığı ve bu hususunda ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Anılan kararın Dairemizin 2016/7585 Esas – 2017 / 5747 Karar sayılı ve 19/04/2017 tarihli kararı ile; “… 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın reddi nedeniyle, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, dava değeri üzerinden nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmolunması doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 6. bendinde yer alan “1.800 TL maktu” ifadelerinin çıkartılarak yerine “10.750 TL nispi” ifadelerinin yazılmasına, hükmün davalı yararına düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA …” karar verilmiştir .
Düzeltilerek onama ilamına karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiş olmakla yeniden yapılan incelemede; 
Dava, kişisel eşya niteliğinde olan ziynet eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.
Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi, evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, kadının ispatlaması gerekir. Bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. 
Diğer taraftan, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bunları iadeden kurtulur. 
Dosyaya sunulan belgelerden sözkonusu aracın 10/09/2009 ile 06/06/2011 tarihleri arasında davacı adına kayıtlı olduğu , davacının babasının 31/03/1990 tarihinde vefat ettiği, zeytinliğin 1/6 payının 11/06/1999 tarihinden beri davacı adına kayıtlı olduğu, davalının babasının ise 10/05/2006 tarihinde … ‘a sattığı dairesini 01/03/2012 tarihinde geri aldığı, sunulan tüketici kredisi sözleşmesinin 15/05/2006 tarihli ve 50.000.00.- TL bedelli olduğu, … tarafından imzalandığı anlaşılmakta ise de anılan belgelerin incelenmesi ile uyuşmazlığın çözülmesi mümkün olmamıştır .
Davacı, iddiasının ispatı için tanık deliline dayanmış ve gösterdiği tanıklardan (davacının annesi ) Güner Işık; ” Davacı benim kızımdır. Davalı ile evlenmeleri sırasında 10 tane beşi bir yerde, Kelepçe yedili bilezik, 2 metre köstek, 10 tane … burma bilezik bir de set takımı takılmıştı. Ayrıca da düğüne gelen misafirlerin taktıkları çeyrek altınlar ve bileziklerde vardı. Düğünden sonra kızım ile damadım …’da oturdular bende bunları üstünde taşıyamaz hırsızlık olur siz alın saklayın diye dünürlere söyledim. Onlarda kızımın altınlarını alıp sakladılar. Ancak, köylerde düğünlere gittikleri zaman gidip altınlarını takıyordu gene bir düğüne gittiğinde kayınvalidesinden takmak için altınlarını istemiş oda yerinde yeller esiyor biz onları bozdurduk demiş. Kızım çok üzülmüş gelip bana anlattı bende onlar taktı onlar bozdurdu gene yaparlar üzülme diye söyledim. Kızımın boynunda bir tek davalının anneannesinin taktığı set kalmıştı. Birde çocukların doğumunda yapılmış 3 bilezik vardı. Davalı Singapur’a gezmeye giderken bu 3 bileziği bozdurup harcadı. Set takımını da boşanmadan 15 gün önce kızımı kandırıp ben sana yeniden alacağım diyerek alıp davalı bozdurmuş. Ayrıca, davalının ailesinin altınların büyük kısmını bozdurmalarından sonra kayınvalidesi çarşıda birlikte bir alışveriş sırasında sadece kızımın 10 bileziğinin kaldığını ancak bunları yeniden alacaklarını söyledi. Daha sonra bu 10 bileziği de kızıma vermediler, sanıyorum bunu da bozudurup harcadılar. Kızım boşanırken hiç bir altınını alamadı. Tamamı davalı tarafta kalmıştır ve onlar tarafından bozdurulup harcanmıştır. Benim damadım bir trafik kazası yaptı . Bu kaza nedeni ile tazminat ödedi. Ancak, bunu oturdukları evi ipotek ederek 100.000.00TL Kredi çekip öyle ödediğini biliyorum ve ölen kişinin eşine ev aldıklarını biliyorum. Benim kızım kesinlikle gezip tozup bir para harcamamıştır, gezen tozanda davalının kendisidir. Daha sonra da davalı benim kızımı aldattığı için boşanmak zorunda kaldı. Benim kızım halen çalışıyor. Çocuğuna bakmaktadır. Babasının ölümünden sonra kızım miras kalan zeytinlikten gelen para ile kendisine araba aldı. Hatta boşanmadan önce davalı bu arabayı bile alıp kaçırdı. Daha sonra kızım arabasını geri aldı” şeklinde beyanda bulunmuştur. Diğer davacı tanığı ( davacının arkadaşı ) … ise; ” Davacı benim arkadaşımdır kendisi ile yakın görüşürüm. Düğününe de gitmiştim düğünde … burması ve beşi bir yerde altın ayrıca bilezikler ve bir takım takılar takılmıştı ancak ne kadar olduğunu bilemem. Taraflar arasında anlaşmazlık çıkınca bir barıştırmak için taraflar ile konuşmaya gittiğimizde davalı altınlar konusunda” altınları biz yaptık, daha sonrada borcumuz için sattık” diye söyledi. Zaten altınlar davacının kayınvalidesinde duruyordu gerektiği zaman davacı alıp takıyordu. Bu nedenle davacıya takılan altınlar davalı tarafça bozdurulmuş ve davacıya verilmemiştir dedi. Biz Orhangazi ilçesinin Sölöz köyündeyiz. Köyümüzün adetinde fazla altın takılır. Bu nedenle davalı taraf da örf ve adete göre gereken altınları takmıştır. Dilekçede okuduğunuz altınların tamamı davalıya takılmıştır. Zaten düğün CD’sindede görülür, ancak gramlarını bilemem. Davacı bir araba satın almıştı ancak bu arabayı babasının vefatı nedeni ile kalan miras parasından aldığını biliyorum ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Dosyada tanığın gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu yoktur. O halde, tanığın sözlerine değer vermek gerekir. Buna göre davacı kadının, ziynet eşyalarının harcandığı ve iade edilmediği yönündeki iddiasını ispat ettiği anlaşılmaktadır. Davalı, davacı kadının bunları iade edilmemek üzere rıza ile verdiğini kanıtlayamamıştır.
O halde, mahkemece; yukarıdaki ilkeler gözetilerek, davacı tarafça varlığı ve bozdurularak harcandığı ispatlanan ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile, Dairece verilen 19/04/2017 tarih ve 2016/7585 Esas, 2017/ 5747 Karar sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına; hükmün, HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 09.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.